Bakan Yusuf Tekin, Ülke TV’de Eğitim Gündemini Değerlendirdi

Bakan Yusuf Tekin, Ülke TV’de Eğitim Gündemini Değerlendirdi

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ülke TV’de yayımlanan Akşam Baskısı programında eğitim gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.      

“Ya sporcu ol, ya okula devam et.” Önermesinin ikliminden çocuğu kurtararak bir model geliştirdiklerini kaydeden Bakan Tekin, örneğin voleybol lisesinin bugün kadın millî takımın başarısında ciddi payı olduğunu belirterek “Milli takıma seçilen, milli takıma giden öğrenci sayısı çok fazla o liseden bu başarılı bir şekilde uygulandı.” dedi.  Futbol lisesi konusunda aksayan bazı yönler olduğunu bu nedenle iş birliği protokolünün revize edildiğini anlattı.

Seçmeli ders konusuna da değinen Tekin, ders sayısının zenginleştirildiğini, bu derslerin 3 kategoriye ayrıldığını anlattı. Seçmeli dersler aracılığıyla çocuğun ilgi ve yeteneklerine göre kendini zenginleştirmesini istediklerini belirten Bakan Tekin, öğrencilerin tercihlerine yönelik bazı rakamları şöyle özetledi: “Seçmeli matematik ve bilim uygulamaları, yani o birinci gruptan seçilen ders 1 milyon 60 bin. İşte mesela seçmeli ahlak ve yurttaşlık eğitimi 587 bin, görgü ve nezaket kuralları 787 bin” Bakan Tekin’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

Göreve geldikten sonra eğitim öğretim süreçlerine ilişkin yaptıkları yönetmelik değişikliklerine değinen Bakan Tekin, “Müsteşarlık yaptığımız dönem gündemimize aldığımız ve çözüldüğünde hem öğrencilerimizin hem velilerimizin hem öğretmenlerimizin, kamuoyunun rahatlayacağını düşündüğümüz birçok tedbiri hayata geçirdik. Dolayısıyla eğitimin konuşulduğu yerlerde pozitif geri dönüşler alıyoruz, bu da bizi mutlu ediyor. İnşallah böyle devam eder, yani güzel şeyler yapmak nasip olur bize inşallah.” diye konuştu.

Tekin, açık liselere geçişle ilgili uygulamaya ilişkin de  “An itibarıyla bizim tanımladığımız meşru gerekçeler sebebiyle açık liseye kayıt yaptıran öğrenci sayısı geçtiğimiz yıllara oranla çok çok büyük oranda azalmış durumda. Bu aldığımız tedbirin hem kamuoyunda pozitif bir karşılık bulduğu, hem de doğru bir şey yaptığımızı gösteriyor bizim gözümüzde.” değerlendirmesinde bulundu.

Test yerine klasik yazılı sınavlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Tekin, bu konunun odağında Türkçe eğitiminin güçlü bir şekilde verilmesinin yer aldığını kaydederek, “Önümüzdeki hafta da bir yönetmeliğimiz yine yayımlanacak, onun da odağında bu var. İlkokullarda ve ortaokullarda çocukların daha hareketli, daha fazla kelimeyle konuşması, Türkçeyi doğru kullanması, bunu odağına alan bir başka mevzuatımızı daha yayınlamış olacağız.” dedi.

Öğretmenlerle interaktif toplantılar

Göreve geldiği ilk günden beri sahanın sorunlarını il ziyaretlerinde öğretmenlerle gerçekleştirdiği Öğretmenler Odası Buluşmaları’nda bizzat öğretmenlerden dinleyerek istişare kültürüyle çözüm bulmaya çalıştıklarını vurgulayan Bakan Tekin, “Biz, toplantılarımızı interaktif yapıyoruz. Dinliyoruz, sorular soruyorlar, eleştiriler yöneltiyor arkadaşlar. Sahadaki problemleri görüyoruz. Mesela öğretmen arkadaşlarımız bu anlamda çok şikâyet ettiler çocukların bu durumda (Devamsızlık vb.) bulunmasından, kendi otoritelerinin bu tür düzenlemeler sebebiyle öğrenci nezdinde kaybolduğundan. Bu tür eleştirileri de alınca, bunları da toparlayarak mevzuatımıza, rutin düzenlemelerin içerisine bunları da koymuş olduk.” değerlendirmesini yaptı.

Yardımcı kaynak kitap konusuna değinen Bakan Tekin, şunları söyledi: geçmişte olduğu gibi şimdi de belli kesimlerin rant elde edebilmek amacıyla devletin dağıttığı ücretsiz ders kitaplarına yönelik karalama kampanyası yaptığını ifade ederek, “Biz kendi adımıza bastığımız kitaplar öğrenciler için yardımcı kitaba ihtiyaç duymayacak şekilde zengin, eğer bir şeye ihtiyaç duyacaklarsa da onu biz zaten Bakanlığımızın ilgili organları tarafından onaylanmış şekilde EBA kanallarında yayınlayacağız. Dolayısıyla çocukların böyle gidip de nerede yazıldığı, kimin tarafından yazıldığı bilinmeyen, herhangi bir kontrolden hem akademik anlamda, hem de bizim müfredatta uyumluluğu anlamında geçmeyen kitapları almasın. Kesinlikle gereksiz olduğuna inanıyorum, hatta tam tersine zarar bile verebilir, Yardımcı kitap konusundaki politikamız bu: Biz alınmasını istemiyoruz, zaten yine okullarımıza bu anlamda bir yazı da gönderdik, almayın, ihtiyacımız yok. Bir şeye ihtiyaç duyuyorsanız bize yazın, biz EBA’ya eksik olan bir şey varsa yükleyelim.”

Kayıt ücret konusuna da değinen Bakan Tekin, okul müdürlerinin kayıt parası almak, bağış istemek gibi yetkilerinin bulunmadığını söyledi. Tekin şöyle devam etti: “Okullarda, özellikle ilkokullarda ve ortaokullarda şube ve öğretmen seçimi, öğrenci kaydını yaptıracak hangi okula kayıt alanı içerisindeyse, sonrasında da elektronik ortamda biz dağılımları, çocukların cinsiyeti, yaş ve benzeri dağılımlarını elektronik ortamda göz önünde bulundurarak sınıf mevcuduna göre dağılımı otomatik olarak yapılmış olacak. Dolayısıyla şu konuştuğumuz konuların büyük çoğunluğunu önümüzdeki yıl isteseler de yapamayacaklar.” Açık liseyle ilgili yayımlanan genelgede kimlerin açık öğretim lisesine gitmek için istisna tutulduğunu anlatan Tekin, Milli Eğitim Bakanı olarak milletin kendisinden beklentisinin örgün eğitim çağındaki çocukların yüz yüze eğitim almasını sağlamak olduğunu belirtti.

Yabancı dil eğitimi

Liselerde devamsızlık hakkının 10 günü özürsüz, 20 günü özürlü olmak üzere toplamda 30 gün olduğunun altını çizen Bakan Tekin, yabancı dil eğitimi konusundaki bir soru üzerine Türkiye’de yabancı dil eğitimi için ayrılan sürenin OECD ortalamasının neredeyse iki katı olduğunu, materyal, ders kitabı ve öğretmen konusunda eksiklik olmadığının altını çizdi. Bakan Tekin yabancı dil eğitimi öncesinde öğrencinin Türkçe olarak kendini rahat ifade edebilmeyi, konuşmayı, yazabilmeyi ve dinlemeyi öğrenmesi gerektiğini belirterek bir diğer önemli noktanın da bu eğitimin verileceği doğru zaman olduğuna dikkati çekti. Daha önce öğrencinin ilkokuldan ortaokula geçtiği yıl yoğunlaştırılmış yabancı dil eğitimi verildiği bir pilot uygulama başlattıklarını anlatan Tekin, bu projenin sonuçları analiz edildikten sonra yabancı dil eğitimiyle ilgili yeni bir projeksiyonu hayata geçirmek istediklerini kaydetti. Yabancı dilden kastın yalnızca İngilizce olmadığını Almanca, Rusça, Çince gibi dillerin de böyle bir süreçte devrede olacağını söyledi.

Futbol liseleri

Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Türkiye Futbol Federasyonu ile imzalanan Futbol Gelişim Projesine ilişkin bir soruya da yanıt veren Bakan Yusuf Tekin, 2014 yılında hayata geçirilen proje okullara dikkati çekerek 4 yıl boyunca projelerin uygulanarak sonuçlarının değerlendirildiğini söyledi. Futbol liselerinin meslek liseleri ve sanat liselerinin müfredatının sahadaki ihtiyaçlarla örtüşmesi için, öğretmenlerin pratik gelişmeleri takip edebilmesi için çok sayıda toplantı yapıldığını ve sektör ile uyumun sağlandığını anlattı. Futbol liseleri için de dönemin millî takımlar sorumlusu Fatih Terim ile birlikte bir model kurgulandığını aktaran Tekin, “Futbolla ilgili müfredatını, federasyon hazırlıyor, akademik dersler bizim uhdemizde. Futbolla ilgili derslerin öğrencilere verilmesinde Futbol Federasyonunun istediği, ihtiyaç duyduğu kişiler futbol derslerini versinler istedik ve öğrenci seçiminde de o zaman epeyce ciddi şekilde uygulanmıştı. Türkiye’nin her tarafından gitti Fatih Hoca ve ekibi öğrenciler seçtiler, yani yetenekli futbola yetenekli öğrenciler seçtiler, dolayısıyla futbol lisesi böyle bir şeydi.” diye konuştu.

“Meslek liselerimiz öğrencilerimize çok iyi bir gelecek vaat ediyor”

Meslek liselerindeki gelişimden de bahseden Tekin, “Şu anda yüzde 1’lik dilimde olup meslek lisesini tercih eden öğrencilerimiz var, bu şekilde tercih edilen meslek liselerimiz var, dolayısıyla biz algıyı dönüştürmeye çalışıyoruz. Talebim, isteğim, velilerimizin bize biraz daha yardımcı olmaları. Bu süreçte meslek lisesine gidip çocuğunun, evladının bir meslek öğrenmesi kötü bir durum değil bir meslek sahibi olması. Eskilerimiz altın bilezik diyorlardı ya, aslında bunu böyle değerlendirmeleri lazım. Meslek liselerimizdeki şu anda eğitim-öğretim süreci hem teorik olarak, hem pratik olarak kendini çok geliştirdi. Atölyelerimizin donanımı, uygulama anlamında çok iyi. İşte TEKNOFEST tarzı projelere, etkinliklere baktığımız zaman meslek liselerimizden çok sayıda bizim kendi yaptığımız yarışma programları veya değerlendirme programlarında da aynı şeyleri görüyoruz. Meslek liseleri gerçekten o anlamda öğrencilerimize çok iyi bir gelecek vadediyor.  Velilerimizden isteğim, meslek liselerimizi görsünler, baksınlar.”

“Eğitim sisteminde çok fazla değişiklik yapıldığı” ve bu alanda başarısız olduğunu eleştirilerinin dile getirilmesi üzerine Tekin, bu eleştirilerin hiçbir yönüne katılmadığın söyledi. Eleştiri yapanların elini vicdanına koyup düşünmesini isteyen Bakan Tekin, “Bu eleştirinin çıkış noktası şurası: Eğitimle ilgili tartışmalar sürekli var, yoğun bir şekilde var. Yani 86 milyon vatandaşımızın tamamı kendilerince eğitimle ilgili bir projeksiyon geliştiriyorlar ve doğru olan budur diyor, herkes kendi doğrusunu mutlak doğru ve devletin de buna göre düzenleme yapmasını arzu ediyorlar. Şimdi bu sadece bizde değil dünyanın her ülkesinde, biz daha önceki dönemde konuşurken Finlandiya’daki muadillerimiz de bizi aynı şeyi söylemişlerdi, buradaki en önemli tartışma konularından bir tanesi eğitim. Bu kötü bir şey değil tartışılması. Niye? Çünkü burası durağan bir süreçten bahsetmiyoruz, yani biz bir yere ulaştık, artık Nirvana’ya ulaştık, bundan sonra yapacak bir şey yok denecek bir sektörden bahsetmiyoruz, sürekli dinamik, kendisini geliştirmesi gereken bir sektörden bahsediyoruz. Bu açıdan baktığımızda, bizim mevcut noktadan, bulunduğumuz noktadan mutlu olmamamız gerekiyor. Ben mesela her şeyi yaptık, artık bitti dememem gerekiyor, hiçbirimizin dememesi gerekiyor, burası böyle bir sektör, dediğiniz an geri kalıyorsunuz, tekrar sıfırdan başlamanız gerekiyor. O yüzden ben bu tartışmaları anlamlı buluyorum, mantıklı buluyorum, tartışalım, ama haksızlık da yapmayalım. Bu tartışmalar bizi zenginleştirir, ama yapılanları görmemek doğru değil. Bakın, bütün bu ortalamalar, OECD ortalamaları, bunların hepsine baktığımızda eğitim-öğretim sürecinde kat ettiğimiz mesafenin büyüklüğünü görmüş olacağız.” dedi.

Öğretmen alımlarında mülakat

Bakan Tekin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “görevin getirdiği zorunluluklar” tanımına dikkati çekti. Kamuoyunda herkesin eğitimin önemine vurgu yaptığını hatırlatan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her şeyin temeline eğitimi koyuyoruz. O zaman bu cümleden görevin gerektirdiği zorunluluklar kısmında iyi bir öğretmen seçmek için bizim bu anlamda seçme mekanizmasını da iyi analiz etmemiz gerektiğini düşünüyorum ve ben bir Millî Eğitim Bakanı olarak diyorum ki, görevim gereği en önemli meslek bana sorarsanız öğretmenlik dolayısıyla, öğretmeni seçerken de ben hem akademik anlamda yani uzmanlık alanıyla ilgili olarak alan bilgisini iyi tesis edebilmeliyiz. İkinci kısım Cumhurbaşkanımızın cümlesinde adalet. Bu Sayın Cumhurbaşkanımızın zaten en hassas olduğu konulardan bir tanesi. Millî Eğitim Bakanı olarak benim üstüme düşen şey Cumhurbaşkanımızın buradaki kendisine ulaşan şikayetler, eleştiriler ve benzeri şeyler varsa onları giderecek adil, objektif ve şeffaf bir mülakat mekanizması oluşturmak.

Üçüncü olarak da, kamu, öğretmen ataması yapacaksın size izin veriyoruz dediği zaman mevcut mevzuata göre benim öğretmen ataması yapmam gerekiyor. Mevcut mevzuatta da şu anda kanun diyor ki, KPSS puanını sonrasında üç katı aday mülakata davet edilir ve mülakat notuna göre atama yapılır diyor. Şimdi ben böyle bir mevzuat varken bu mevzuat üzerinden ben mülakatı adil, şeffaf, yani kamuoyundaki eleştirilere göre yönlendirerek kamuoyunu rahatlatacak tedbirleri alarak üstüme düşeni, sorumluluğumu yerine getirmek durumundayım. Ben bütün bunlardan hareketle geçen bu açıklamayı yaparken nasıl bir mülakat düzeni öngördüğümüzü paylaştım. Dedim ki, bir sadece mülakat notuyla atama yapılmasını doğru bulmadık ve yüzde 100 mülakat etkisini yüzde 50’ye düşürüyoruz dedik.”

Burada, yarısının da mülakat notu olacak şekilde düzenleme yapıldığını dile getiren Bakan Tekin, “İki; adalet, şeffaflık ve benzeri konularda tedirginliği olan kişilerle ve bir de garanti verdim. Bakan olarak oturduk ekibimizle arkadaşlarımızla ve bu şikayetlerin olmadığı bir mülakat sistematiği nasıl kurarız diye tartıştık. Alabileceğimiz tedbirlerin neler olduğunu bulduk. Dedik ki bir, mülakat komisyonlarını oluştururken alana vakıf, tecrübeli öğretmenlerimiz olsun, uzman ve başöğretmenlerin mülakat komisyonlarında alan uzmanı arkadaşların yer aldığı bir komisyon kurmamız gerektiğine karar verdik. İki, madem adaletle ilgili bir endişe olmaması için çaba sarf ediyoruz, o zaman düşündüğümüz tedbirler bunlar mevzuatına koyduğumuz. Aday kendisine ait jürinin kim olduğunu bilmezse, torpil yapacak bir mekanizma da üretmeyecek. Aday kendi mülakatında bulunacak jüri üyelerinin, komisyon üyelerinin kim olduğunu bilmeyecek. Komisyon üyeleri de önüne sabahleyin gelecek adayın kim olduğunu bilmeyecek, biz kendisine sadece numara vermiş olacağız.”

Bu tedbirlerin ardından da itiraz mekanizmasının bulunacağını belirten Tekin, kamera kaydının bunlardan biri olduğuna işaret ederek, “Tüm değerlendirme detayları bir kılavuzda yayımlanacak. Biz kul hakkı yemek istemiyoruz. Bir de açık çek veriyorum, diyorum ki, ben bunları düşündüm, kamuyla da paylaşıyorum, bu konuda fikri olan siyasetçim sosyal medyadan laf atmak, sataşmak yerine ya da sendikacı ya da gazeteci, televizyoncu bana desin ki, siz şu tedbir de alırsanız içimiz rahat edecek, onu da söylesin bana, onu da koyalım mevzuatımıza, o tedbir de olsun.” çağrısını yaptı.

Mülakatlarda, ders anlatma, iletişim, problem çözme ve tutum ile değerleri aktarabilme becerisi şeklinde 4 başlığın değerlendirileceğini kaydeden Tekin, bunun sonucunda öğretmen adaylarının somut göstergelerle adaletli ve şeffaf bir biçimde notunun ortaya çıkacağını söyledi.

Tekin, usul ile ilgili de şu bilgileri paylaştı: “Oradaki usul şöyle; biz ne kadar öğretmen ihtiyacımız olduğunu bizim norm kadro yönetmeliğimiz var, orada tanımlanmış durumda. Yani biz, işte şimdi seçmeli derslerin seçilmesi süreci vesaire tamamlandıktan sonra okullarımızdan her okulda hangi branştan ne kadar, kaç saat derse okutuluyor, bu dersi kaç öğretmen okutabilir üzerinde bir norm hesabı yapıyoruz ve bu norm hesabına göre de bize verilen kadroları, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bize istihdam etmek üzere tanımladığı kadroları orantılıyoruz. Diyoruz ki, bize 100 kadro verildi, 100 kadronun yüzde 1’i biz bakıyoruz ihtiyaçlarımıza göre şu branştan, yüzde 2’si şu branştan, orantılara göre nihayetinde hangi branştan kaç öğretmen atayacağımızı belirliyoruz. Sonra da belirlediğimiz bu sayıyı KPSS puanına göre, puan üstünlüğüne göre üç katı kadar adayı sözlü mülakata çağırmış olacağız, dolayısıyla bu böyle belirlenen bir süreç. Sözleşmeli öğretmen sürecinde ise böyle bir mülakat mekanizması yok zaten.”

“Özel okullardaki durumların takipçisi olacağız”

Özel okullardaki ücret politikaları konusunda gelen soruya yanıt veren Bakan Tekin şunları söyledi: “Sektördeki bütün aktörlerle sürekli irtibat halindeyiz, konuşuyoruz sürekli, onların problemlerini de gidermeye çalışıyoruz. Özel okul temsilcileriyle yaptığımız görüşmelerde onların şikâyetçi oldukları hususlar vardı, o hususları gerekçe göstererek eğitim-öğretim ücretlerini, okullardaki yemek, kırtasiye, kitap ücretlerini yüksek tuttuklarını ya da öğretmenlere düşük ücret ödediklerini bize paylaştıkları için biz de oradaki mekanizmayı onları rahatlatacak bir hale getirdik. Özel okullardaki eğitim-öğretim ücretlerini TEFE-TÜFE oranında artışını sağladık. Bize kendilerinin söyledikleri şey, biz öğrenci kayıtlarını büyük oranda yılbaşından itibaren almaya başladığımız için, önümüzdeki yıldan itibaren bu arkadaşların problemlerini çözeceğiz diyorlar bize. Dolayısıyla biz arkadaşları problemlerini takip ediyoruz, özel okullarla da bu anlamda sürekli ilişki halindeyiz, onların bize taahhütleri bu, bunun da takipçisi olacağız inşallah.”

Tekin, 6 Şubat depremlerinin ardından Bakanlık olarak eğitim öğretim sürecinin en az hasarla atlatılması için yoğun çaba sarf edildiğine işaret ederek, şunları aktardı: “Hem fiziki altyapıyla ilgili ortaya çıkan hasarın ortadan kaldırılması için, hem oradaki öğrenci kardeşlerimizin, öğretmen kardeşlerimizin problemlerinin ortadan kaldırılması, çözülmesi için ciddi şekilde emek sarf ettik. Yaklaşık 11 bin civarında dersliğimiz hasar görmüş durumda, biz bu dersliklerin bir kısmını yaz aylarında daha hızlı yapılabilecek mekanizmalarla, işte çelik yapı ya da prefabrik okullarla çözmeye çalıştık. Çözemediklerimizi ise, ikincil tedbirlerle, yani okulların mevcut kapasitelerini biraz arttırarak, tekli eğitimi ikili eğitime dönüştürerek şimdilik eğitim-öğretim sürecinin sorunsuz başlamasını temin ettik. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı, biz önümüzdeki eğitim-öğretim yılına kadar, yani Eylül ayına kadar buradaki derslik ihtiyacını giderecek tedbirlerimizi alacağız. Biz de kendimize bir takvim oluşturduk, bu anlamdaki fiziki altyapıyla ilgili ihtiyaçların bir kısmını eğitim-öğretim yılı başlayıncaya kadar, bir kısmını Şubat bahar yarıyılında başlayıncaya kadar, bir kısmını önümüzdeki Eylül ayında inşallah tamamlamış olacağız. Onun dışında öğrenci arkadaşlarımızla ilgili çok ciddi tedbirler aldık, hatırlayın liselere yerleştirme sürecinde Türkiye’nin her tarafındaki okullarda her şubede 2 öğrenci depremzede, yani bölgedeki öğrenciler için 2 kontenjan ayırdık. Yani Kahramanmaraş’taki bir öğrencimiz için Kabataş Erkek Lisesinde ya da İstanbul Erkek Lisesinde kontenjan oluşturduk her şubede, pansiyonlarımızda kontenjanlar oluşturduk. Öğretmen arkadaşlarımızın ihtiyaçlarını gidermeye çalıştık. Bölgeden ayrılmak isteyen arkadaşlarımız vardı, bölgede çalışmaya devam etmek isteyen arkadaşlarımız vardı, ayrılmak isteyenlere kolaylık sağladık, bölgede çalışmak isteyenlere hizmet puanlarını arttırarak teşvik edici adımlar attık. Bölgeye yeni atanan öğretmen arkadaşlarımızın her biriyle, mevcut illerde çalışıyor olup da konaklama-barınma ihtiyacı olan öğretmen arkadaşlarımızın hepsiyle tek tek iletişime geçildi. Yani hepsine soruldu ihtiyacınız, işte burada konakladığınız evinizde hasar var mı, konaklayacak yere ihtiyacınız var mı ya da yeni atanan, siz buraya yeni atandınız, tek başınıza mı yaşayacaksınız, yanınızda başka kim var, nasıl bir konaklama ihtiyacınız söz konusu diye tek tek konuşuldu. Nihayetinde 11 bin civarında konteyner, İçişleri Bakanlığı ve AFAD üzerinden temin edilerek o öğretmen arkadaşlarımızın barınma ihtiyaçlarını giderdik. Yine öğrenci arkadaşlarımızın eğitim-öğretim sürecinde yaşadıklarını varsaydığımız kayıpları telafi etmek için telafi eğitimleri başlattık. Yaygın eğitim kurslarımız orada, yaygın eğitim çağındaki vatandaşlarımıza kursalar açtık, onların hem moral motivasyon olarak, hem de bir meslek edinmelerine katkı sağlayacak kurslarımız oldu. Üstümüze düşeni yapmaya çalışıyoruz.”

Kahramanmaraş depremlerinde yıkılan okulların tamamının 1999 Gölcük depreminin ardından çıkarılan mevzuattan önce yapıldığına değinen Bakan Tekin, “Sayısal olarak daha çok kullanılmayan durumdaki köy okullarımızın yıkıldığını görüyoruz.” dedi. Deprem bölgesine gitmek isteyen gönüllü öğretmenlerin olduğunu anlatan Tekin, “Hem yaz aylarında gidenler oldu, hem normal dönemde de ben orada hizmet etmek istiyorum diyen arkadaşlarımız oldu, onlara da yardımcı olduk, bölgeye göndermiş olduk. Millî Eğitim Bakanlığı öğretmenlerimiz, öğretmenlerimiz gerçekten bambaşka insanlar. Çok burada anlatılınca hepimizin duygusal olarak farklı bir moda geçeceği fedakârlık örnekleri var, ben hepsine teşekkür ediyorum, Allah razı olsun kendilerinden.” ifadelerini kullandı.

Yayının sonunda öğretmen, öğrenci ve velilere mesajlarını ileten Bakan Tekin, şu sözleri kullandı: “Öğretmen arkadaşlarımızla ilgili en temel şeyimiz, zaten arkadaşlarımız fedakârlık, mesleklerine aşkla bağlı olmak, o konularda problemlerimiz yok. Millî Eğitim Bakanlığı’yla olan iletişimlerini resmi kanallar üzerinden yapmalarını bekleriz. Yani çok fazla internet sitesi, sosyal medya, haber portalı bilmem bir sürü şey var, çok dedikodu üretiyorlar. İşte yaptığımız değişiklikler ilgili de mesela geçen de bir yerde öğretmen arkadaşlar sordular, eğitim-öğretimi haftada 4 güne düşürmüşsünüz, nereden çıkarıyorsunuz dedim, baktım bir yerde benim ismimle işte bakan böyle açıkladı diye bir şey var. Böyle şeylere itibar etmesinler, biz zaten öğretmen arkadaşlarımızın duyması gereken şeyler varsa, öğrenmesi gereken şeyler, biz hem elektronik ortamda kendilerine paylaşıyoruz, hem de Bakanlığın resmi organlarından paylaşıyoruz, onun dışında ben öğretmen arkadaşlarımıza gerçekten fedakârlıkları için teşekkür ediyorum. Öğrenci kardeşlerimize de şunu söyleyeyim: Öğrencilerle ilgili yaptığımız düzenlemelerin hepsi onların daha iyi yetişmeleri için, onların bu ülkeye daha faydalı bireyler olarak yetişmeleri için biz ebeveynler olarak, büyükleri olarak üstümüze düşenleri yapmaya çalışıyoruz, bizi böyle anlamaya çalışsınlar. Onlar bizim gerçekten geleceğimiz, biz geleceğimizin heba olmasını istemeyiz, mutlu yarınlar yaşayabileceğimiz bir kuşak yetiştirmek istiyoruz. Bir de velilerimizle ilgili bir şey söylemek istiyorum: Biz 1 milyonu aşkın bir aileyiz ve her bir öğretmen arkadaşımız kendisine emanet edilen öğrenciyi kendi çocuğu gibi sahipleniyor. Dolayısıyla velilerimizden ricamız, öğretmen arkadaşlarımıza öğretmenliği öğretmesinler, kendileri ebeveynlik yapsınlar, hepimiz kendi çocuğumuza bu konuda sahip çıkarsak, kendi çocuğumuzu bu konuda ebeveyn olarak… Şimdi ebeveyn, anne-baba kendi üstüne düşeni yapsın, öğretmene gidip de öğretmeninden anne-babalık yapmasını, ağabeylik-ablalık yapmasını istemesin, öğretmenimize destek olsunlar, onlar zaten ne yapacaklarını biliyorlar, velilerimizden de talebim bu.”

Yukarı