Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ve Bakan Tekin, MEB Bursuyla Lisansüstü Öğrenim Görmek Amacıyla Yurt Dışına Gönderilen Öğrencilerle Buluştu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ve Bakan Tekin, MEB Bursuyla Lisansüstü Öğrenim Görmek Amacıyla Yurt Dışına Gönderilen Öğrencilerle Buluştu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “Devlet Bursu ile Lisansüstü Öğrenim Görme Amacıyla Yurtdışına Gönderilen Öğrenciler ile Buluşma” Programı’nda katıldı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, programında yaptığı konuşmada dünyanın 40’ı aşkın ülkesinde lisansüstü eğitim alan gençleri misafir ettiklerini belirtti.

Aydınlık yarınların teminatı olarak gördükleri gençlerle bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduklarını ifade eden Yılmaz, bu buluşmaya vesile olan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve ekibine teşekkür etti. Yılmaz, öğrencilerin yurt dışında sürdürdükleri eğitim hayatlarının kendileri, aileleri, ülke ve millet için hayırlı olmasını dileyerek, “Eğitim ve meslek hayatınız süresince icra edeceğiniz çalışmalarda her birinize şimdiden başarılar niyaz ediyorum. Ülkemizi, nitelikli insan kaynağının omuzlarında Türkiye Yüzyılı’na taşımak için gayret gösteren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın her birinize en kalbi selamlarını ve başarı dileklerini iletiyorum.” dedi.

Salonda bulunan her öğrencinin, maarif ve kalkınma davalarına damgasını vuran köklü bir geleneği temsil ettiğini aktaran Yılmaz, şöyle devam etti: Millet olarak iki buçuk asırdan fazla bir süredir yurt dışına eğitim, öğretim ve bilgi görgü amacıyla talebe gönderiyoruz. Bunları da sizler gibi evlatlarımızın en başarılılarından, en parlak, en iştiyaklı olanlarından seçiyoruz. Osmanlıda, devletin duraklama ve gerileme dönemine girmesiyle birlikte önce Fransa’ya, ardından Almanya’ya öğrenci gönderdik. Sultan 3. Selim’le başlayan yurt dışında talebe okutma uygulaması, cumhuriyetin ilanından sonra da devam etti. Nice eğitimli evladını kurban verdiği büyük bir savaştan zaferle çıkan yeni devletimiz; toparlanma, yeniden ayağa kalkma, kalkınma yolculuğunu devam ettirebilmek için yetişmiş insanlara ihtiyaç duyuyordu. Ekonomik bakımdan imkânlar çok kısıtlı olmasına rağmen, Cumhuriyet’in ilk 10 yılında 400’den fazla öğrenci yurt dışına yüksek tahsil amacıyla gönderilmiştir. Cumhuriyet’in ilk yıllarından 2002 yılına kadar yurtdışına devlet bursuyla giden öğrenci sayısı 10 bin civarındadır. Bu öğrencilerin çoğu, ülkeye geri dönerek millete şükran borcunu ödemek için farklı alanlarda başarılı çalışmalara imza atmıştır. Bir kısmı ise gittiği ülkelerde kalarak hayatlarını orada devam ettirmiştir. Bursiyer olarak yurt dışına gidip şu an bakan, üst düzey bürokrat, kurum başkanı olarak Türkiye’ye hizmet eden pek çok kardeşimiz bulunuyor. Bir örneği de İhsan Süreyya Sırma Hoca’mız…

“Yurt dışına burslu gönderilen öğrencilerin sayısını ciddi oranda yükselttik”

Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde 2002’de ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldıklarında, eğitime dair diğer tüm konular gibi bu meseleye de büyük önem ve öncelik verdiklerini dile getirdi.

2006’da “5 Yılda 5 Bin Öğrenci Projesi”ni başlattıklarını hatırlatan Yılmaz, “Böylece 2006’dan itibaren yurt dışına burslu gönderilen öğrencilerin sayısını ciddi oranda yükselttik. O günden bugüne kadar, hükûmetlerimiz döneminde yurt dışına burslu giden öğrenci sayısı 12 bindir. Yani cumhuriyet tarihi boyunca program kapsamında giden 21 bin 500 öğrencinin yüzde 56’sı son 20 yılda bu imkâna kavuşmuştur.” diye konuştu.

Sadece kontenjanları artırmakla kalmadıklarını anlatan Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü: Programın kapsamı, içeriği ve imkanlarında da ciddi iyileşmelere gittik. Öncelikle ülkemizin neye gerek duyduğunu, hangi alanlarda daha fazla yetişmiş insan kaynağına ihtiyacı olduğunu tespit ettik. Türkiye’nin kalkınma hamlesine katkı verecek enerji, savunma, havacılık, siber güvenlik, yapay zekâ, ilaç ve aşı çalışmaları gibi stratejik konularını belirledik. Ayrıca devletimizin dış politika önceliklerine göre öğrenci gönderilen ülke yelpazesini genişlettik. Avrupa ve Amerika’nın yanı sıra Hindistan, Malezya, Brezilya, Güney Afrika, Tunus, Azerbaycan gibi stratejik ilişkilerimizin olduğu 50’den fazla ülke ve bölgeyi de listeye ekledik. Bizim dünyaya bakarken yüzümüzü sadece belli bir coğrafyaya dönmemiz hiçbir şekilde kabul edilemez. Doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle bütün dünyaya bakmak durumundayız. Bir bölgeyi de diğerinin alternatifi olarak görmüyoruz. Bunlar birbirini tamamlayan, hepsi bir araya geldiğinde çok daha büyük bir anlam ifade eden farklı coğrafyalar, kültürler, diller, zenginlikler. Bir dönem maalesef yüzümüzü bir dünyaya dönmüş, geri kalanını biraz ihmal etmişiz, unutmuşuz. İşte bu farklı yaklaşımla geçmişin bu eksikleri de telafi edilmiş durumda.”

“Önemli sorun aşılmış oldu”

Yılmaz, hâlihazırda 48 ülkede, 123 üniversite ve 40 farklı kamu kurumu adına toplam 3 bin 415 öğrenci bulunduğu bilgisini paylaştı. Bursiyerlerin dönüşte yaşadıkları en önemli sıkıntının kadro olduğunu ifade eden Yılmaz, “Adına gittikleri üniversitelerde eğitimlerine uygun kadrolara, kadro kısıtı aranmaksızın atanabilmelerini sağladık. Yani bir öğrenci döndüğü zaman üniversitesi ‘Kusura bakma, benim cetvelimde böyle bir kadro yok, seni alamam.’ diyemedi artık. Otomatik olarak gelen arkadaşımız kadroya alındı ve kadro sayısına ilave edildi kendisi. Dolayısıyla bu önemli sorun aşılmış oldu.” dedi.

Yılmaz, yapılan değişikle devlet memuru olup burstan yararlanmak isteyen adaylar için istifa şartını kaldırdıklarını belirterek, “Dolayısıyla devlet memurları gidip bir tercih yapmak zorunda kalmadılar. Bursiyer olarak gittiklerinde devlet memurlukları düşmedi. Böyle bir imkâna kavuşmuş oldular.” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, dünyada son 60-70 yılın zirvesine çıkan enflasyonun, yurt dışında burslu okuyan öğrencileri de etkilediğinin farkında olduklarını anlatarak “6 Şubat depremlerinin yol açtığı ekonomik zorluklarla mücadele ederken, imkânlar dâhilinde bu sorunları çözmeye de gayret ediyoruz. Sizlerin eğitimlerini en iyi şekilde, en iyi şartlarda sürdürmeniz noktasında bugüne kadar hiçbir fedakârlıktan kaçınmadık. Bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz.” dedi.

“Bağımsızlık yolunda birlikte gayret etmeye devam edeceğiz”

İlk emri “oku” olan bir inancın mensupları, “hikmet müminin yitik malıdır, onu nerede bulursa alır.” diyen bir Peygamber’in ümmeti olduklarını belirten Yılmaz, şöyle devam etti: Tarih boyunca medeniyetimiz, hikmet membağı şehirler kurmuş, toplum ve insanı odağa alan bir yaklaşımla mefkuremiz, hakikat neyse onu bulup topluma kazandırmak olmuştur. Astronomiden tıp bilimlerine kadar bilim dünyası ilk kaynağını bizim köklerimizden, Buhara’dan, Semerkand’dan, Bağdat ve Kurtuba’dan almıştır. İşte 21 yıldır bizler, medeniyet birikimimizi kullanarak bugün de ilimde öncü olmanın gayreti ve üretkenliği içindeyiz. Çalışmalarımızı da bu yönde azimle sürdürüyoruz. Türkiye’nin rekabetçiliğini korumak ve her alanda tam bağımsız hâle getirmek için Cumhurbaşkanımız liderliğinde her alanda yerli ve millî tasarımı, patenti, üretimi ve teknolojiyi teşvik etmeye devam ediyoruz.”

“En büyük zenginliğimiz insandır”

Hayalleri ve fikirlerin hiç ihmal edilmemesi gerektiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, her şeyin bir hayalle ve fikirle başladığına dikkati çekti.

Ama bunun ilim, azim, çalışmayla projelendirilmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, şunları söyledi: O projeleri de toplumumuzun ihtiyaç duyduğu alanları öncelikli görerek hayata geçirelim. Bunu yaptığımız zaman hem kendimiz hem toplum için üzerimize düşeni fazlasıyla yerine getirmiş oluruz. Yurt dışına açılarak irfan yolculuğuna çıkan sizler, Türkiye’nin nitelikli insan kaynağı olarak bilim ve teknolojide geleceğe yön veren, sosyal ve ekonomik problemlere çözüm üretebilen bireyler olarak adınızı bu başarı yolculuğuna yazdıracaksınız. Bütün yapıp ettiklerimizin sonuçta insana hizmet etmesi lazım. Kalkınma dediğiniz, ekonomi dediğiniz, teknoloji dediğiniz hadise başka alanlardaki büyük büyük kelimeler, kavramlar hepsi sonuçta eşrefi mahlukat olduğuna inandığımız, yaratılanların en şereflisi olduğuna inandığımız insana hizmet için var. Bütün bunların en temel taşıyıcısı, gerçekleştiricisi de yine insan. Bu anlamda en büyük zenginliğimiz insandır.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Prof. Dr. Fuat Sezgin’den Nobel Kimya Ödülü’nü alan Prof. Dr. Aziz Sancar, Necmettin Erbakan’dan 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a uzanan gurur listelerinin olduğunu belirtti.

“Burslarda yapılan artışlar”

Yılmaz, bu anlamda bir müjdeyi de paylaşmak istediğini, verilen burslarda artış yaptıklarını belirterek şunları söyledi: Yapılan artışla kırtasiye ödeneği dâhil ABD’de aylık 1.780 dolardan 2 bin 426 dolara, İngiltere’de aylık 1.200 sterlinden 1.646 sterline, Almanya’da 1.490 avrodan aylık 1.993 avroya yükselmiş şekilde burslarınızı alacaksınız. Prensip olarak o ülkenin parasından, reel olarak yüzde 26-27 civarında bir artış bütün ülkeler bazında görebildiğim kadarıyla tabloda sağlanmış durumda. Sayın Cumhurbaşkanımıza hepiniz adına şükranlarımı sunuyorum.

Kabinede, insan ve eğitim söz konusu olduğunda her türlü fedakarlığın yapıldığına dikkati çeken Yılmaz, artışlarla dünyadaki enflasyonun öğrencileri daha fazla etkilememesi adına önemli bir ilerleme sağlandığını ifade etti.

Kendisi de devlet bursu ile yurt dışında yükseköğrenim gören yazar-akademisyen Nurettin Topçu’nun “Her cemiyet kendi gençliğinin çehresinde değer kazanır.” sözünü nakleden Yılmaz, şöyle devam etti: Sizler için ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz. Yeter ki sizler önce ailenize, sonra milletimize hayırlı işler yapın, değerlerinizi de bırakmadan yükselin ve Türkiye Yüzyılı’na umut olun. Cumhuriyetimiz bir yüzyılı geride bıraktı. Bütün kazanımlarımızı koruyarak ikinci bir yüzyıla geçiş yapıyoruz. Yeni gelen döneme biz Türkiye Yüzyılı diyoruz. Bu, bir kesimin, görüşün, belli bir grubun yüzyılı değil, 86 milyon bütün ülkemizin yüzyılı. Burada yeni hamleler, sıçramalar yapmak durumundayız. Her alanda hepsine ihtiyacımız var. Türkiye bu yeni dönemde, Türkiye Yüzyılı’nda tarihine yakışır bir şekilde çok farklı bir seviyeye inşallah hep birlikte yükselecek ve özellikle nitelikli gençlerimizin omuzlarında yükselecek.”

Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise konuşmasında, salonda bulunan eski Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı ile 2013’te Milli Eğitim Bakanlığında çalışmaya başladıklarını hatırlatarak, o yıllarda müsteşarlık görevini yürütürken TÜBİTAK Başkanı, YÖK Başkanı, ÖSYM Başkanı, Bakan Avcı ve kendisinin de katılımıyla toplantılar yaptıklarını, ilk ele aldıkları konulardan birinin 1416 sayılı Kanun kapsamındaki devlet bursları olduğunu söyledi.

Üniversitede asistanlık yıllarındaki 1416 bursiyerliğine ilişkin bir anısını anlatırken duygulanan Bakan Tekin, Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde asistanken yurt dışına gitmek ve 1416 bursiyeri olmak için sınava girdiğini, sınavı kazanmasına karşın 28 Şubat sürecinde bakanlıktan “Yurt dışına gönderilmeniz uygun bulunmamıştır” şeklinde yazı geldiğini anlattı. Yazıda hiçbir gerekçeye yer verilmediğini belirten Tekin, kendisi için bunun bir imtihan vesilesi olduğunu, yıllar sonra 2013’te 1416 bursiyerleriyle ilgili karar verebilme imkanına kavuştuklarını ifade etti.

Bakan Tekin, 1416 bursiyerlerine ilişkin gözden geçirilmesi gereken konular üzerine müsteşarlık yıllarında eski Bakan Nabi Avcı’yla yaptığı görüşmelerden detaylar verdi.

Bu burs sisteminin 2013’te FETÖ tarafından abi-abla statüsünde yurt dışına adam gönderme mekanizmasına dönüştürülmeye çalışıldığını anlatan Tekin, bu durumun da konuya odaklanmaları gerektiğinin göstergesi olduğunu söyledi.

Yusuf Tekin, o yıllarda “1416” ile ilgili yaptıkları yasal düzenlemenin altındaki önemli hususlardan birinin de Nabi Avcı’nın karakterinde gizli olduğunu ifade ederek, “Arkadaşlarımızın insani problemlerini, o zamanın bürokratik ve siyasi yapılarıyla konuşarak çözdük.” dedi.

Bursiyerlerin uçak biletleri, sağlık giderleri, döndüklerindeki kadroları gibi sorunlarına çözümler ürettiklerini aktaran Tekin, “Rektörler, dışarıdan gelen eski adıyla bir yardımcı doçente, ‘bana oy vermeyecek’ mantığıyla kadro vermiyorlardı. Böyle bir garabet durumla karşı karşıyaydık. Biz, hocamın da talimatlarıyla o süreçte arkadaşlarımızın hem ekonomik hem akademik hem de insani problemlerini çözecek tedbirler aldık. Huzurlarınızda hocama tekrar teşekkür ediyorum. Allah razı olsun.” diye konuştu.

Bakan Tekin, o yıllarda Türkiye’nin dış politikası konusunda uzmanlar yetiştirmek için attıkları adımları da anlattı. Programın içine ülke ve bölge çalışmaları başlığıyla bir alan eklediklerini belirten Tekin, Türkiye’nin dış politika ilişkilerini geliştirmesi beklenen ülkelerde yetişmiş bursiyerler konusunda düzenlemeler yaptıklarını ve bu alanda 500’e yakın bursiyer seçtiklerini ifade etti.

Bursiyerlerden tez çalışmalarını farklı konular üzerine yapmalarını, yaşadıkları ülkelerin sosyoekonomik ve toplumsal yapısını tanıyabilecek şekilde geliştirmelerini istediklerini aktaran Tekin, ayrıca Türkiye’deki üniversiteleri de belli çalışmalarla kümelendirecek şekilde tasnifler yaptıklarını söyledi.

Tekin, “Bizim gönderdiğimiz 15-20 bursiyer, döndüklerinde üniversitelerde bu konularla ilgili bir araştırma merkezi kursun ve dış politikada Cumhurbaşkanımız, dış politikamızı yöneten Dışişleri Bakanlığımız veya ilgililer, herhangi bir ilgili detaylı bir çalışma istedikleri zaman bu merkez, kendilerine bu akademik çalışmayı sunsunlar istemiştik. Bu benim hayalimdi. Şimdi ne durumda onu da gözden geçireceğiz.” ifadelerini kullandı.

“Bursiyerlerimizin akademik pozisyonlarına uygun kadrolara atanmaları için tedbirler aldık”

Bakan Tekin, Aziz Nesin’in Seyyar Köfteciler Talimatnamesi hikayesini hatırlatarak şunları kaydetti: “Bizim hocamla o yıllarda üzerinde durduğumuz konulardan biri de döndüklerinde köfte arabasının camından hareketle optik mühendisine bir talimatname hazırlama komisyonunda üyelik görevi verilmesin istedik. Arkadaşlarımız, mağdur olmasınlar, eğitimlerine, akademik pozisyonlarına uygun kadrolara atansınlar istedik, bununla ilgili tedbirler aldık. Biz o dönem, bu konuyu gerçekten ana konularımızdan bir tanesi yapmıştık. Arkadaşlarımızla sürekli her gittiğimiz yurt dışı seyahatinde mutlaka 1416 bursiyerlerini topluyorduk. Büyükelçilerimizden 1416 bursiyerleriyle ilgili neler yaptıklarını sorup onları arkadaşlarımızın problemlerini çözmek konusunda teşvik ediyorduk. Şimdi aynı şeyleri yine yapacağız.”

Yusuf Tekin, bursiyerlerin, “bir ağabeyi, arkadaşı, dostu” olarak Bakanlıkta her türlü problemlerinin arkasında durarak hak ettikleri şekilde yetişmeleri ve Türkiye’de hizmet verebilmeleri için ellerinden geleni yapacak bir ekip ve Milli Eğitim Bakanı olarak karşılarında olduklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bir konuda teşekkür etmek istediğini dile getiren Tekin, “Cumhurbaşkanımız, kendi insan kaynağı yetiştirme projeksiyonunun merkezine aldı ve ‘5 yılda 5 bin bursiyer’ mantığıyla yola çıktıktan sonra toplamda 2002 yılına kadar gönderilenin iki katına yakın sayıda bursiyeri yurt dışına göndermiş durumda. Sayın Cumhurbaşkanımıza da bu açıdan şükranlarımızı sunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bakan Tekin, bursiyerlere, “Sürecin içerisindeki bütün problemlerinizi çözebilecek, çözmek isteyecek bir ekip olarak karşınızda olduğumuzu tekrar deklare ediyorum. Bizler, sizlere bu başarılarınızı ödüllendirmek hak ettiğiniz değeri vermek için buradayız.” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

Yukarı